KENDİNİ GÖRME

Âdem aleyhisselâm’ın gözü, bir an, şâki olan iblis’e istihfaf ile baktı.

Kendisini gördü ki, şeytanın yaptığına güldü (nasıl bu hallere düştün diye).

ALLAH’ın gayreti ona: Ey Safiyullah! Sen gizli sırları bilmiyorsun, dedi.

ALLAH, beklenilmeyen bir iş murad etse ve lütfu yerine kahrı tecellî etse, dağı bile kökünden söker, atar. Yüzlerce âdemin perdesini yırtar (özlerinde gizli kalan marazları aşikâr eder) ve yüzlerce yeni müslüman olmuş günahsız iblis yaratır!

Âdem aleyhisselâm: “Bu bakıştan tövbe ettim. Bir daha böyle düşünmem” dedi. 

“Kullarını kınamak ancak Sana yakışır. Çünkü kusursuz ve münezzeh olan yalnız Sen’sin. Ey yardım dileyenlerin yardımcısı, bize hidayet eyle! Bilgilerle, zenginliklerle; lütfun ile ihsan ettiğin nimetlerle övünmeye imkân yok. Kereminle hidayet ettiğin kalbi saptırma; takdir kaleminin yazdığı belaları bizden def eyle! Kötü kazaları üzerimizden savuştur; bizi temiz kardeşlerden ayırma!

Hepimiz “Nefsim, nefsim” deyip durmakta; hepimiz yalnız kendimizi düşünmekteyiz. Şayet lütufta bulunmaz, nezdine çağırmazsan cümlemiz şeytan oluruz.

Bizim canımızı körlükten kurtardığından, gözümüzü açtığından dolayı şeytandan halâs olduk! Kim hayattaysa değnekçisi (yol göstereni ve götüreni) Sensin. Değneği, değnekçisi olmayan kör nedir ki?

Hoş olsun nahoş olsun Senden ve razı olduklarından gayrı her şey ateş gibi (iki dünyada da) insanı yakar!..

Estağfirullah el’âzim ve etübu ileyh!

Mesnevi-i Şerif